Serbest Bölgelerde Vergi Mevzuatı Uygulamaları

 SERBEST BÖLGELER VE VERGİ UYGULAMALARI

 

            Serbest Bölgelerdeki vergisel uygulamalarla ilgili olarak, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 6 ncı ve geçici 3 üncü maddesinde açıklamalar yapılmıştır.

 

Buna göre, Serbest Bölgeler Kanunun 6 ncı maddesinde Muafiyet ve Teşvikler düzenlenmiş olup;

 

“ Serbest bölgeler gümrük bölgesi dışında sayılır.

 

Bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz.  

 

Kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak, 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.

 

İşleticiler ve kullanıcılar yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabilir. “ hükmüne yer verilmiştir.

 

Ayrıca 5084 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3 üncü Maddesinde ise;

 

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin; 

 

a) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur. 

 

b) Bu bölgelerde istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlarında belirtilen süre 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa, istisna uygulamasında ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi dikkate alınır. 

 

c) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır. 

 

Serbest bölgelerde faaliyette bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur. ’’ hükmü yer almaktadır.

 

A - Serbest Bölgelerde Yapılabilecek Faaliyetler

 

-Üretim,                            -Bakım-onarım, 

-Depo işletmeciliği,              -Sigortacılık,

-Bankacılık,                         -Alım-satım, 

-İşyeri kiralama,                  -Kıyı bankacılığı, 

-Montaj-Demontaj,              -Finansal kiralama

 

 

B- Serbest Bölgelerde Vergi Usul Kanunu Uygulamaları

 

1. Genel Hükümler

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun  6 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, serbest bölgelerde vergi kanunlarının uygulanmamasına yönelik hüküm yürürlükten kaldırılmış olduğundan, serbest bölgelerde faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin genel esaslar çerçevesinde Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekmekte olup,  kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak, Vergi Usul Kanununu hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığını yetkilidir.

Vergi Usul Kanunu’nun 168. maddesine göre yeni işe başlayanların işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içerisinde işe başlama bildiriminde bulunması gerekmektedir. Bu nedenle 5084 sayılı yasa ile yapılan değişiklik (06.02.2004) sonrasında serbest bölgede faaliyet gösterenlerin bu bildirimde bulunması gerekir.

 

Serbest Bölgelerde faaliyette bulunanların defter tutma zorunluluğu ile ilgili olarak ise, 2005 hesap döneminden itibaren serbest bölgelerde ticari faaliyette bulunan bütün gerçek ve tüzel kişiler herhangi bir hadde bağlı kalınmaksızın, Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak bilanço esasına göre defter tutacaklardır. ( 345 Seri No.lu VUK Genel Tebliği )

Diğer taraftan; tam mükellefiyete tabi gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin (adi ortaklıklar, kollektif ve adi komandit şirketler dahil) serbest bölgede faaliyette bulunan şubeleri ile serbest bölgede faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişilerin serbest bölge dışında ancak Türkiye sınırları içerisinde faaliyette bulunan şubeleri hariç olmak üzere, serbest bölgede faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişilerden isteyenler, defter kayıtlarını Türk para birimi dışında (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, kuru günlük olarak belirlenen) herhangi bir yabancı para birimi ile de yapabilmeleri mümkün bulunmaktadır. ( 348 Seri No.lu VUK Genel Tebliği )

Buna göre serbest bölgede faaliyet gösteren söz konusu mükellefler, Türk para birimiyle veya başka bir yabancı para birimiyle yapılan işlemlerini, işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine çevirecekler, iktisadi işletmeye dahil kıymetlerin değerleri ile vergi matrahlarını kayıt yapılan para birimine göre tespit edecekler, ancak beyannamelerini (verilmesi gereken ayın ilk gününün kuruyla) Türk parasına çevirerek vereceklerdir. ( 348 Seri No.lu VUK Genel Tebliği )

Vergi Usul Kanununun 174’ncü maddesinde ise, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap dönemi sonunda kapatılacağı ve ertesi dönem başından itibaren yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu, ancak takvim yılı dönemi faaliyet ve muamelelerinin mahiyetine uygun bulunmayanlar için bunların müracaatı üzerine Maliye Bakanlığının 12 şer aylık özel hesap dönemleri belirleyeceği hükmüne yer verilmiştir.

Dolayısıyla, Kurumlar Vergisi Kanunu ile beyannamenin verilme zamanı hüküm altına alınırken,  anılan  Kanunun gerek  28 gerekse 30 uncu maddesi ile Vergi Usul Kanununun “özel hesap dönemini” düzenleyen 174’ncü maddesindeki hükümlere göre hesap döneminin kapandığı ayın farklılık arz edeceği hususu dikkate alınarak, madde metninde beyanname verme zamanı ay adı belirtilmek suretiyle hüküm altına alınmamıştır.

 Aynı durum, geçici vergi beyannameleri içinde geçerli olup geçici vergi beyannamelerinin verilme zamanı da her ne kadar ay olarak kanun maddesinde belirtilmemişse de; örneğin hesap dönemi takvim yılı olanlarda 1. geçici vergi dönemine ait (01-03/2005) beyanname takip eden ikinci ayın 10’na kadar verileceğinden bu döneme ait beyannamenin  10 Mayıs tarihine kadar verileceği açıktır.

 

2. Müşterek Genel Giderler ve Amortismanların Dağıtımı

 

Merkezi veya şubesi serbest bölgelerde bulunan mükelleflerin, hem serbest bölgedeki faaliyetleri hem de serbest bölge dışındaki faaliyetlerine ilişkin müşterek genel giderler, merkezde ve şubede oluşan maliyetlerin toplam maliyetler içindeki oranı dikkate alınarak dağıtılacaktır. Maliyetlerin hesabında, merkezde ve şubede oluşan satılan malın maliyeti ile faaliyet giderlerinin toplamı dikkate alınacaktır.

 

Aynı şekilde hem serbest bölgelerde hem de serbest bölge dışındaki faaliyetlerde kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymetlerin amortismanları, esas itibariyle her bir işte kullanıldıkları gün sayısı dikkate alınarak dağıtılması gerekmektedir. Hangi işlerde ne kadar süreyle kullanıldığı tespit edilemeyen sabit kıymetlere ilişkin amortismanlar müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır.

 

C- Serbest Bölgelerde Gelir ve Kurumlar Vergisi Uygulamaları

1- Geçiş Döneminde Gelir ve Kurumlar Vergisi istisnası:

Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, 06.02.2004  tarihine kadar (bu tarih dahil) serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla elde ettikleri kazançlar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır.

Faaliyet ruhsatı almak üzere ilgili mercilere başvurmuş olmakla birlikte, 06.02.2004 tarihine kadar henüz faaliyet ruhsatı alamamış mükelleflerin bu istisna hükümlerinden faydalanabilmeleri mümkün değildir.

İstisna, sadece faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkindir. Dolayısıyla, serbest bölgelerde şubesi bulunan mükellefler ile işyeri, kanuni yada iş merkezi serbest bölgelerde olan mükelleflerin, bölgeler dışında yürüttükleri faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar istisna kapsamında değildir.

Diğer taraftan, sözü edilen istisna serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkin olduğundan, serbest bölgelerde elde edilmiş olsa dahi faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirlere teşmil edilebilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden doğan alacaklara ilişkin kur farkı ve vade farkı gelirleri istisna kapsamında değerlendirilecektir.

1.1. İstisna Kazanç Tutarı

 Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan istisna, bir kazanç istisnasıdır. Dolayısıyla, mükelleflerin serbest bölgelerdeki faaliyetlerinden elde ettikleri hasılattan bu faaliyetlere ilişkin olarak yapılan giderlerin düşülmesi sonucu bulunacak kazanç, gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır.

İstisna kazancın doğru bir şekilde tespitinin yapılabilmesi açısından, istisna kapsamında olan faaliyetler ile diğer faaliyetlere ilişkin hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi gerekmektedir.

Serbest bölgelerde yürütülen ve istisna kapsamına giren faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde; bu zararların, diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlardan indirilmesi mümkün bulunmadığı gibi ertesi yıla devredilmesi de mümkün değildir.

 

1.2.İstisna Uygulamasında Süre

Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan kazanç istisnası, serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olduğundan, istisna uygulamasında süre mükelleflerin faaliyet ruhsatlarında belirtilen sürenin son günü (son gün dahil) bitecektir.

2- Ücretlerde Gelir Vergisi istisnası

Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, 06.02.2004 tarihine kadar (bu tarih dahil) faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin serbest bölgelerde istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler, 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır.

Örneğin, halen serbest bölgede faaliyet gösteren bir mükellefin kapasitesini genişletmesi dolayısıyla, serbest bölgede daha fazla personel çalıştırmaya başlaması halinde, bu personele ödenecek ücretler istisnadan yararlanacaktır. Serbest bölgede çalışan personelin çeşitli nedenlerle serbest bölge dışındaki iş yerinde çalıştırılmaya başlaması halinde, serbest bölge dışında çalışıldığı sürece ödenen ücretler istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

İstisna, 06.02.2004 tarihi itibarıyla faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin bölgede istihdam ettikleri personele ödenecek ücretlere uygulanacağından, 07.02.2004 tarihinden itibaren ruhsat alan mükelleflerin çalıştırdıkları personele ilişkin ücretlerin istisnadan faydalanması mümkün değildir.

Bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin 06.02.2004 tarihine kadar alınmış faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre;

- 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa söz konusu istisna faaliyet ruhsatlarında yer alan sürenin bitiş tarihine kadar,

- 31.12.2008 tarihinden daha sonraki bir tarihte sona eriyorsa söz konusu istisna 31.12.2008 tarihine kadar,

uygulanacaktır.

 

3- İmalat Faaliyetlerine Uygulanacak İstisna

Serbest bölgelerde imalat faaliyetinde bulunan mükelleflerin bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları, Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğinin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bu istisnadan, bölgede yeni faaliyete geçen mükellefler ile faaliyet ruhsatlarında yer alan sürenin dolmasıyla normal vergileme rejimine tabi olacak mükellefler yararlanacaktır.

Ancak;

- Üretim dışı faaliyetlerden,

- Serbest bölge dışında üretilen malların satışından,

- Faaliyet ruhsatında belirtilen alan dışında üretilen malların satışından,

- Serbest bölgede veya serbest bölge dışında fason olarak imal ettirilen ürünlerin satışından,

elde edilen kazançlar istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

İstisna uygulamasında, imal edilen ürünün yurt dışına ya da yurt içine satılmasının bir önemi bulunmamaktadır.

Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançların gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulabilmesi için;

- Bölgelerde "imalat" faaliyetinde bulunmak üzere almış oldukları ruhsatın bir örneğini,

- Sanayi sicil belgesi ve kapasite raporunun bir örneğini,

- imalat faaliyetinde kullanılacak araç parkını gösteren bir listeyi,

yeni mükellefiyet tesis ettirenler mükellefiyet tesisinde, halen serbest bölgelerde faaliyete devam edenler 2004 yılı sonuna kadar, durum değişikliklerinde ise (yeni bir alanda imalata başlayacak mükelleflerin bu durumu ruhsatlarına işlettirdikten sonra) değişikliği müteakip verecekleri ilk geçici vergi beyannamesi ekinde, ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

4- İstisna Kapsamındaki Fason İmalat

İstisna uygulaması açısından, imalat faaliyetinin serbest bölgede yapılması gerekmekte olup imalatın belli safhalarında dışarıdan fason hizmet satın alınması istisna uygulamasına engel teşkil etmemektedir.

Ancak,

- Fason imalatın sadece, sanayi sicil belgesi veya faaliyet ruhsatında yazılı üretim kapsamında yaptırılması,

- Söz konusu istisna serbest bölgelerde yapılan imalata tanınmış olduğundan imalatın fason imalattan çok işletmenin kendi imalatından oluşması,

- imalat faaliyetleriyle ilgili olarak istisnadan yararlanacak kazanç tutarının fiili kapasite kullanımı ile sınırlı olması,

- iş riskinin ve organizasyonunun üstlenilmesi,

- Ham madde ve yardımcı maddelerin temin edilmesi,

gerekmektedir.

Serbest bölgede imalat faaliyetinde bulunan bir mükellefin ticaretle de uğraşması durumunda, imalat faaliyetlerinden elde edilen kazançlar istisna kapsamında değerlendirilecek; faaliyet ruhsatının 06.02.2004 tarihinden önce alınmış olması hali saklı kalmak kaydıyla, ticari faaliyetlerden elde edilen kazançlar ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Örnek 1- 06.02.2004 tarihinden sonra imalat faaliyetinde bulunmak üzere ruhsat almış ve serbest bölgedeki şubesinde ayakkabı imalatıyla uğraşan bir mükellefin aynı zamanda bölge dışında bulunan fabrikasında imal ettiği malları da serbest bölgedeki şubesi üzerinden ihraç etmesi durumunda; serbest bölgede imal edilen emtianın satışından elde edilen kazanç istisna kapsamında değerlendirilecek, serbest bölge dışında imal edilen emtianın satışı dolayısıyla şubede oluşan kazanç istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

 

Örnek 2- 06.02.2004 tarihinden sonra ruhsat alan ve serbest bölgede oyuncak imalatı ile uğraşan bir mükellefin aynı zamanda ham bez ithal edip yurt içine veya yurtdışına satış yapması durumunda, oyuncak imalat faaliyetinden elde ettiği kazanç istisna kapsamında değerlendirilecek, ham bez ticaretinden sağladığı kazanç ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Örnek 3- Serbest bölgede konfeksiyon imalatı ile uğraşan bir mükellefin, imal ettiği gömleklere ilişkin bitim işi olarak tabir edilen düğme dikimi, ütüleme vb. işleri fason olarak yaptırması halinde; fason olarak yaptırılan bu tür işlerin toplam işçilik maliyetindeki payı, işletmenin kendi imalatları dolayısıyla yüklendiği işçilik maliyetinden daha az oranda olacağından, söz konusu imalat faaliyetinden elde edilen kazancın tamamı istisna kapsamında değerlendirilecektir.

5- Tevkifat Uygulamaları

Serbest bölgelerde faaliyette bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin, 06.02.2004 tarihinden sonra Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamına giren ödemeler üzerinden tevkif ettikleri vergileri, bağlı bulundukları vergi dairesine mükellefiyet tesis ettirerek sorumlu sıfatıyla beyan edip ödemeleri gerekmektedir.

Örneğin, serbest bölgede faaliyet gösteren bir işletmenin yurtdışında mukim yabancı bir firmadan gayri maddi hakkın kiralanması veya satın alınması dolayısıyla bu yabancı firmaya yapacağı ödemeler ile avukatlık hizmeti dolayısıyla avukatına yapacağı serbest meslek ödemeleri üzerinden anılan maddeler uyarınca tevkifat yapılacaktır.

Kar Paylarının Dağıtılması Halinde; Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki istisna hükmünün, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi bulunmamaktadır.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu bölgelerde elde ettikleri kazançları dağıtmaları halinde, dağıtılan kar payları üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmaları gerekir.

Mevduat Faizi ve Repo Gelirinde ise, Serbest bölgelerde faaliyet gösteren gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin serbest bölgelerdeki banka veya diğer finans kurumlarında bulunan mevduat hesaplarına tahakkuk ettirilen faizler ile repo kazançları üzerinden, 06.02.2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü veya Kurumlar Vergisi Kanunun

24 üncü maddeleri uyarınca vergi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Serbest bölgelerdeki banka şubeleri veya diğer finans kurumlarınca yapılacak olan söz konusu tevkifatlar, bu kurumlarca mahal vergi dairesine mükellefiyet tesis ettirilerek sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.

 

5.1.Beyan

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların, bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan kestikleri vergileri ertesi ayın yirmisine kadar beyan etmeleri gerekmektedir. Ancak, istisna uygulanması veya diğer nedenlerle tevkif edilen bir verginin olmaması durumunda muhtasar beyanname verilmesine gerek bulunmamaktadır.

 

İstisna Kazançların Beyanında ise, 06.02.2004 tarihinden önce faaliyet ruhsatı almış gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince, bu tarihten sonra serbest bölgelerdeki faaliyetlerden elde edilen kazançların genel hükümler çerçevesinde beyan edilmesi gerekmektedir. istisnadan yararlanan kazançlar; gelir vergisi mükellefleri tarafından Gelir Vergisi Beyannamesi Ekinin "Tablo II" bölümünde yer alan "Diğer İstisnalar" satırında; kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ise Kurumlar Vergisi Beyannamesinin "Zarar Olsa Dahi indirilecek İstisnalar" bölümünde yer alan "Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlar" satırında gösterilecektir.

Bölgede faaliyet gösteren gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin 06.02.2004 tarihinden sonra geçici vergi yükümlülüklerini de genel esaslar çerçevesinde yerine getirmeleri gerekmektedir. istisna kazançlar, beyannamenin "Zarar Olsa Dahi İndirilecek istisnalar" satırında gösterilecektir.

6.Yatırım indirimi Uygulaması

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin beyan ettikleri kazancın, sadece serbest bölgelerde elde edilen istisna kazançtan oluşması halinde sözü edilen istisna hükmü sebebiyle vergilendirilecek bir kazanç oluşmayacağından, mükellefler yararlanamadıkları yatırım indirimi tutarlarını her yıl Devlet istatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen artış oranında artırarak kazançlarının oluştuğu yıllarda gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alabileceklerdir. ( 85 Seri No.lu KVK Genel Tebliği )

6.1.Birleşme ve Devir Halleri

Serbest bölgede faaliyet gösteren bir firmanın, Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanununun 36 ve 37 nci maddelerinde düzenlenmiş bulunan birleşme ve devir hallerinde tasfiyesiz olarak infisah etmesi ve bu meyanda infisah eden kurum adına düzenlenmiş bulunan faaliyet ruhsatının da Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından devralan kurum adına yenilenmesi ve yenileme işlemi sonrası da devralan şirketin bölgede faaliyet gösteriyor olması durumunda devralan şirket anılan Kanunun geçici 3 üncü maddesi hükmünden yararlanabilecektir. Diğer taraftan, yalnızca faaliyet ruhsatının devri veya satın alınması şeklinde gerçekleşen işlemler, Kanunun geçici 3 üncü maddesi ile öngörülen istisnalar kapsamında değerlendirilmeyecektir. ( 85 Seri No.lu KVK Genel Tebliği )

 

 

D- Serbest Bölgelerde Katma Değer Vergisi Uygulamaları

 

1. Genel Hükümler

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Serbest Bölgelerle ilgili olarak yapılan düzenlemelere bakacak olursak;

 

Kanunun “ İhracat Teslimi ve Yurt Dışındaki Müşteriler İçin Yapılan Hizmetler “ başlıklı      12 nci maddesinin 1/b bendinde;

 

“ Teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olmalı ya da yurt dışındaki müşteriye gönderilmek üzere yetkili gümrük antreposuna konulmalıdır. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmez.

 

İhracat teslimi yapılacak yetkili gümrük antrepoları ile buralarda düzenlenmesi zorunlu belgeleri belirlemeye, konulacak mal miktarı ve cinsi ile bunların antrepoda bekleme sürelerine ilişkin olarak sınırlama getirmeye, Gümrük Müsteşarlığının görüşü alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığı yetkilidir.

 

 

 

Gümrük antreposuna konulan malın ihracatının belirlenen sürede veya şartlara uygun olarak gerçekleşmemesi veya tevsik edilememesi hallerinde; ziyaa uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumludur. “ hükmüne yer verilmiştir.

 

Bununla birlikte, Kanunun 16 ncı maddesinde ithalat istisnası düzenlenmiş olup, 1/c bendiyle, Gümrük Kanunundaki transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı malların katma değer vergisinden müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır.

 

Yine Kanunun 17/4 maddesinde Diğer istisnalar düzenlenmiş “ ı “ bendinde ise; “serbest bölgelerde verilen hizmetler” ibaresine yer verilmek suretiyle, serbest bölgelerde verilen hizmetlerin katma değer vergisinden istisna olduğu belirtilmiştir.

 

 

Diğer yandan, bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için;

 

- Teslimin yurt dışındaki bir müşteriye yapılması,

 

- Teslim konusu malın T.C. gümrük hattından geçerek bir dış ülkeye vasıl olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

 

"Dış ülkeye vasıl olma" ifadesinden de, malın gümrük hattını geçmesinin anlaşılması gerekmektedir.

 

Bu açıklamalar ışığında, serbest bölgelere yapılan mal teslimleri, yürürlükteki mevzuata göre belirlenen usul ve esaslara uygun olarak gerçekleştirildiği takdirde, ihracat istisnası hükümleri çerçevesinde işlem görecektir.

 

Diğer yandan, Serbest Bölgeler yurtdışı sayılamayacağından, Serbest Bölgeye Türkiye’den yapılan hizmet ifalarına ihracat istisnası kapsamında işlem yapılması ve söz konusu hizmetlerin katma değer vergisinden müstesna tutulması mümkün bulunmamaktadır.

 

 

2. Mükellefiyet

 

Serbest Bölgelerdeki katma değer vergisi uygulaması ile ilgili olarak yukarıda yaptığımız açıklamaları özetleyecek olursak, serbest bölgeler ülkenin siyasi sınırları içinde yer almakla birlikte gümrük hattı dışında kaldıkları için bölge sınırları içinde yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisinden müstesnadır.

 

Bunun yanında, Katma Değer Vergisi Kanununun 16/1-c maddesi gereğince serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar ile 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının (ı) bendi uyarınca serbest bölgelerde verilen hizmetler katma değer vergisinden müstesna olduğundan, bu hükümler uyarınca, münhasıran serbest bölgede faaliyet gösteren ve dolayısıyla işlemleri katma değer vergisinden istisna olan işletmelerin katma değer vergisi açısından mükellefiyet kaydının tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.

 

Serbest bölgelerde gerçekleştirilen teslim ve hizmetlerde katma değer vergisi uygulanmayacaktır. Ancak; Katma Değer Vergisi Kanununun 30/a ve 32 nci maddelerine göre, bu istisna kapsamına giren işlemler için yüklenilen vergilerin indirimi ya da mükellefe iadesi mümkün bulunmamaktadır.

 

 

E- Serbest Bölgelerdeki Damga Vergisi ve Harçlara İlişkin İstisna

 

1. Genel Hükümler

 

           Serbest Bölgeler Kanununun, 06.02.2004 tarih ve 25365 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 5084 sayılı kanun ile eklenen Geçici 3 üncü maddesine göre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 06.02.2004 tarihi itibariyle, yine bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin; bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna tutulmuştur.

 

          Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, damga verisi ve harç istisnasından yararlanabilmek için, 06.02.2004 tarihi itibariyle serbest bölgelerde faaliyet göstermek üzere ruhsat alınmış olmasıdır. Bu tarih itibariyle ruhsat almış mükelleflerin bu bölgede gerçekleştirdikleri faaliyetleriyle ilgili işlemleri 31.12.2008 tarihine kadar damga vergisinden ve harçtan müstesna tutulmuştur.

 

F – Serbest Bölgelerdeki Vergi Uygulamaları İle İlgili Örnekler

 

          Serbest bölgelerle ilgili olarak Vergi Kanunlarının uygulamasına yönelik yaptığımız genel açıklamalardan sonra uygulamada karşılaşılan ve Başkanlığımıza yansıyan olaylar ile ilgili açıklamalarda bulunacağız.

 

1. Serbest Bölgelerle İlgili Vergi Usul Kanunu Uygulama Örnekleri

-Tam mükellefiyete tabi gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin (adi ortaklıklar, kollektif ve adi komandit şirketler dahil) serbest bölgede faaliyette bulunan şubeleri ile serbest bölgede faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişilerden isteyenlerin, defter kayıtlarını Türk para birimi dışında (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, kuru günlük olarak belirlenen) herhangi bir yabancı para birimi ile de yapabilmelerine  olanak sağlayan 348 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 12/05/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe   girdiğinden, bu tarihten sonraki işlemlerde yabancı para cinsinden defterlerine kayıt etmeleri mümkün bulunmaktadır.

Ancak, 01.01.2005-11.05.2005 tarihleri arasındaki işlemler YTL cinsinden defterlere kayıt edildiğinden, Defter-i Kebirdeki  hesap bakiyelerinin 12/05/2005 tarihindeki, 12/05/2005 tarihinden sonraki işlemlerin ise işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine  çevrilmesi gerekmektedir.

          -Serbest Bölgelerde kullanılan jetonlu makinelerden yapılan işlemler sırasında bu makineler üzerindeki bilgilerin değiştirilemez, silinemez olması ve dışarıdan bir müdahalenin yapılamaması halinde, gün sonunda makinelerden alınan rapora dayanılarak “muhtelif müşteriler” ibareli toplu bir fatura düzenlenmesi Vergi Usul Kanunun mükerrer 257’nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak uygun bulunmuştur.

 

          -3218 Sayılı Kanunla düzenlenen Serbest Bölgelerde (5084 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde) yer alan işletmeler her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmuşlardır. 5084 Sayılı Kanun ile Serbest Bölgelerde bulunan tam ve dar mükelleflerin, serbest bölgelerdeki gelir veya kurumlar vergisi muafiyetleri sona erdirildiğinden, 06.02.2004 tarihi itibarıyla mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekmektedir.

 

          Diğer taraftan, geçiş dönemi ile ilgili olarak 5084 Sayılı Kanun ile 3218 Sayılı Kanuna geçici 3’üncü madde eklenmiş olup, geçici 3’üncü madde kapsamında yararlanan işletmelerin kazançları söz konusu maddede yazılı süreler itibarıyla gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır.

 

 

 

 

          Buna göre; 3218 Sayılı Kanunun geçici 3’üncü kapsamında olan işletmeler maddede yazılı sürelerin sonuna kadar enflasyon düzeltmesi yapmayacaklardır. 06.02.2004 tarihinden itibaren Serbest Bölgelerde faaliyete başlayacak mükellefler ise faaliyete başlayacakları dönemden itibaren enflasyon düzeltmesi hükümlerine göre düzeltme yapmak zorundadırlar.

 

          -Vergi Usul Kanunu’na göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Serbest Bölgede faaliyet gösteren firmaya yabancı para cinsinden fatura düzenlenmesinde mahsur bulunmamaktadır. Söz konusu fatura yasal kayıtlara intikal ettirilirken (döviz kurları dikkate alınarak) Türk Parası cinsinden karşılığını dikkate alınması gerekmektedir.

 

          -5084 Sayılı Kanunla bölgede faaliyet gösteren mükelleflere tanınan gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son verildiğinden bastırılacak ve onaylatılacak belgelerde “Kurumlar Vergisinden Muaftır” ibaresine yer verilmeyecektir.

 

          Satışı yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar dışındaki kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren mükellefler 3100 Sayılı Kanuna göre Ödeme Kaydedici Cihaz kullanmak mecburiyetindedirler.

         

-Serbest Bölgelerde  faaliyet gösteren mükelleflerin Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 23’üncü uyarınca Bölge Müdürlüklerine onaylattırdıkları defter ve belgeleri kullanmaları uygun görülmüştür. 31.12.2004 tarihinden sonra başlayacak hesap dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde defter tutulması, belge ve kayıt düzenine uyulması gerekmektedir.

 

          Bu nedenle Serbest Bölgelerde faaliyet gösteren mükellefler 213 ayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen belgeleri kullanmaya başlayacaklardır. Bu belgeleri Başkanlığımızla anlaşmalı matbaa işletmecilerine bastırabilecekleri gibi noterlere tasdik ettirerek kullanabileceklerdir.

 

 

2. Serbest Bölgelerle İlgili Gelir ve Kurumlar Vergisi Uygulama Örnekleri

 

- 3218 sayılı Kanunun geçici 3 'üncü maddesinde yer alan istisna, sadece faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bölgede yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkindir. Dolayısıyla, sözü edilen istisnanın serbest bölgelerde elde edilmiş olsa dahi faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirlerine teşmil edilebilmesi mümkün değildir.

 

- Kanuni veya iş merkezleri serbest bölgede olsa bile, 06.02.2004 tarihi itibariyle bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirmeleri gerekmektedir.

 

- 06.02.2004 tarihi itibariyle faaliyet ruhsatı bulunan mükelleflerin, bu ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere, 06.02.2004 tarihinden sonra bölgedeki faaliyet gelirlerinin gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutulması faaliyet dışı gelirlerinin ise bu kapsamda değerlendirilmemesi gerekmektedir.

 

- 06.02.2004 tarihi itibariyle faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin, bu tarihten sonra bölgedeki faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerini Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde beyan etmeleri ancak, bu kazançlarını beyannamenin "Zarar Olsa Dahi indirilecek istisnalar" bölümünde yer alan "Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlar" satırında göstermeleri; faaliyet dışı gelirlerini ise genel esaslar çerçevesinde beyan etmeleri gerekmektedir.

 

 

 

 

 

- 06.02.2004 tarihinden sonra faaliyet ruhsatı almış mükelleflerden;

 

İmalat faaliyeti ile uğraşanların elde ettikleri kazançlar, Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğinin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olacağından, bu faaliyetlerden elde edilen kazançların genel esaslar çerçevesinde beyan edilmesi ve bu kazancın beyannamenin ilgili satırında istisna kazançlar arasında gösterilmesi,

 

Faaliyet konusu mal imalatı dışında olanların bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar anılan istisna kapsamında değerlendirilmeyeceğinden, bu faaliyetlerden elde edilen kazançlarında genel esaslar çerçevesinde beyan edilmesi gerekmektedir.

 

- Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin 06.02.2004 tarihinden sonra geçici vergi yükümlülüklerini de genel esaslar çerçevesinde yerine getirmeleri ancak, bu tarih itibariyle faaliyet ruhsatı bulunan mükelleflerin, istisna kapsamına giren kazançlarını faaliyet ruhsatlarında belirtilen sürenin son bulduğu tarihe kadar geçici vergi beyannamesinin "Zarar Olsa Dahi indirilecek istisnalar" satırında göstermeleri; faaliyet dışı kazançlarını ise geçici vergi matrahına dahil ederek genel esaslar çerçevesinde beyan etmeleri gerekmektedir.       

 

- Kanuni ve iş merkezi serbest bölgelerde bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 06.02.2004 tarihinden sonra Gelir Vergisi Kanununun 94 'ncü ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24'ncü maddesi kapsamında nakden yada hesaben ödemelerde bulunmaları halinde, kestikleri vergileri kanuni ve iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine bu amaçla muhtasar beyanname yönünden vergi mükellefiyeti tesis ettirerek sorumlu sıfatıyla beyan edip ödemeleri gerekmektedir.

 

           - Serbest bölgelerde imalat faaliyetinde bulunulması halinde, imal edilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların kurumlar vergisinden müstesna tutulabilmesi için kapasite raporu alınması ve bağlı bulunan vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.

 

- Yurt dışında yerleşik ve Türkiye'de ticaret sicili kaydı bulunmayan şirketlerin serbest bölge müdürlüğünden serbest bölgedeki işyerinde imalat faaliyetinde bulunduklarına ilişkin alacağı yazıyı ilk geçici vergi beyannamesi ekinde bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri yeterlidir.

 

- Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan ve kanuni veya iş merkezleri serbest bölgede bulunan şirketlerin tam mükellef olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup yıllık karın ortaklara kar payı olarak dağıtılması halinde Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında tevkifata tabi tutulması, ortaklar tarafından elde edilen gelirin Gelir Vergisi Kanununa göre menkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerekmekte, ancak ortaklar içinde yabancıların olması halinde bu ortağın tabiyetinde bulunduğu ülkeyle yapılan çifte vergilendirme anlaşması olması ve bu anlaşmanın kapsamına girmesi halinde bu hükümlerin uygulanacağı  tabiidir.

 

Diğer yandan, Geçmiş yıl karlarının kar dağıtımı yapılmadan şirket sermayesine eklenmesi halinde ise tevkifat yapılmaması gerekmektedir.

 

- Serbest bölgede faaliyet gösteren firmalara ifa edilen muhasebe hizmetleri, davalarının takibi için yapılacak hizmetler ile hukuki danışmanlık hizmetlerinin karşılığı elde edilen gelirin, gelir vergisine tabi tutulması ayrıca, ilgili firmaların Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesi kapsamında tarafına nakden yada hesaben ödemelerde bulunmaları halinde, vergi tevkifatı yapmaları ve kestikleri bu vergileri kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine bu amaçla muhtasar beyanname yönünden vergi mükellefiyeti tesis ettirerek sorumlu sıfatıyla beyan edip ödemeleri gerekmektedir.

 

 

 

 

- Geçici 62’nci madde uyarınca 31.12.2002 veya daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde edilen ve Kurumlar Vergisi Kanunu veya özel Kanunları uyarınca kurumlar vergisinden istisna edilen kazanca ilişkin ise (serbest bölge kazancı, teknoloji geliştirme bölge kazancı, Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesinden elde edilen kazanç, Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 24 ve Geçici 28’inci maddelerinde düzenlenen istisna kazançlar gibi) dağıtılan karın bu kazançlara isabet eden kısmı üzerinden dağıtım sırasında gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Ancak 2003 ve müteakip yıllardaki hesap dönemlerinde elde edilen söz konusu istisna kazançların dağıtılması halinde, dağıtılan bu tutarlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94/6-b maddesi uyarınca, kar dağıtımına bağlı tevkifatın yapılması gerekmektedir.  

 

- Limited şirket adına düzenlenmiş olan faaliyet ruhsatlarının, şirketin nev'i değiştirmesi dolayısıyla tasfiyesiz infisahı sonrasında Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü'nce anonim şirket adına yenilenmesi işlemi; yeni bir müracaat olarak değerlendirilmeyerek düzenlenecek olan ruhsatın daha önce verilen ruhsatın başlangıç tarihinin esas alınarak düzenlenmesi halinde faaliyet ruhsatında belirtilen sürede herhangi bir değişiklik olmayacağından nev'i değişikliği işlemi sonrasında anılan Bölgede faaliyet gösterecek olan şirketinizin 3218 sayılı Kanunun geçici 3 'üncü maddesinde yer alan hükümlerden yararlanması mümkün bulunmaktadır.

 

             - Serbest Bölgede faaliyet gösteren bir firmanın, Türk Ticaret Kanununun (146-152,185,451-454 ve 552) ilgili maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanununun 37 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiş bulunan devir ve birleşme dolayısıyla aktif ve pasifleri ile birlikte kül halinde Türkiye’de yerleşik bir başka firmaya katılarak tasfiyesiz olarak infisah etmesi ve bu meyanda infisah eden kurum adına düzenlenmiş bulunan faaliyet ruhsatının da Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünün 2002/20 sayılı İç Sirküleri uyarınca devralan kurum adına yenilenmesi ve yenileme işlemi sonrası da devralan şirketin bölgede faaliyet gösteriyor olması durumunda devralan şirket anılan Kanunun geçici 3’üncü maddesi hükmünden yararlanabilecektir. Diğer taraftan, yukarıda belirtilen şartlar yerine getirilmeksizin yalnızca faaliyet ruhsatının devri veya satın alması şeklinde gerçekleşen işlemler, 3218 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesinde yer alan faaliyet ruhsatının 06.02.2004 tarihinden önce alınmış olması şartını sağlamayacağından, Kanunun Geçici 3’üncü maddesi ile öngörülen istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

 

3. Serbest Bölgelerle İlgili Katma Değer Vergisi Uygulama Örnekleri

 

- Serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmalara yapılan mal teslimleri, serbest bölgelerin gümrük hattı dışı olduğu ve bu teslimler için Dış Ticaret Rejimi hükümleri uygulandığından, bu teslimlerin genel usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilmesi halinde, söz konusu teslimler Kanunun 11/1. maddesi gereğince ihracat istisnası kapsamında değerlendirilecektir.

 

- Serbest bölgeye ihraç edilen malların bölgedeki satıcılar tarafından tekrar Türkiye'deki bir firmaya satışı ithalat kapsamında Kanunun 1/2. maddesine göre katma değer vergisine tabi olup, ithal işlemi nedeniyle ödenmesi gereken verginin ithalatı gerçekleştirenler tarafından beyanı ve ödenmesi gerekmektedir.

 

- Serbest Bölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu'nun kaynakları arasında yer alan faaliyet ruhsatı ve izin belgesi karşılığında ödenecek ücretler, serbest bölgeyi işleten gerçek veya tüzel kişilerle yapılacak sözleşmelerde yer alan ödemeler gibi serbest belge içindeki faaliyetlerle ilgili ödemeler katma değer vergisine tabi olmayacaktır.

 

- Serbest bölgede bulunan firmaya yapılan fason hizmet işiyle ilgili olarak, fason hizmet bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin tevkifata tabi tutulmadan, fason hizmetini veren mükellef tarafından beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.

 

 

- Katma Değer Vergisi Kanununun 5035 sayılı Kanunla değişik 8/2 nci maddesi uyarınca fazla ve yersiz ödenen vergilerin indirim hakkına sahip olanlara iadesi 91 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (I) bölümünde yapılan düzenlemeler çerçevesinde mümkün bulunmaktadır.

 

Bu nedenle, Serbest bölgede bulunan firmaya karşı, serbest bölgede ifa edilen hizmetler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin 91 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğine göre iade edilmesi mümkündür.

 

          - Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 34 üncü maddesinde ”.... Serbest Bölge adresli veya çıkışlı olup, deniz yoluyla gelen veya giden eşyanın, bölgenin denize rıhtımı olmaması veya limanı olmasına rağmen yakın bir limandan getirilmesi veya götürülmesi durumunda bölge ile olan bağlantısı, Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünce tescilli ve Bölge Müdürlüğünce tanzim ve tescilli “Serbest Bölge İşlem Formu’na istinaden ve “Transit Beyannamesi” düzenlenmesine gerek kalmadan, ..... İdaresince görevlendirilecek memurun refakatinde gemiden doğrudan bölgeye alınmasıyla veya bölgeden gemiye götürülmesiyle sağlanır. Geminin bulunduğu yer ile bölge arasındaki koridor, serbest bölge olarak addedilir.

 

          İfadesine yer verilmiş bulunmaktadır.

 

          Sadece yukarıda belirtilen Serbest Bölge Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi çerçevesinde yapılan işlemler Kanunun 16/1-c maddesine göre istisna kapsamına girecek, bu istisna kapsamına giren işlemler için yüklenilen vergiler indirim veya iade konusu yapılamayacak olayın özelliğine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.

 

          Bunun dışında, Türkiye’nin başka yerlerinden serbest bölgeye veya bu bölgeden Türkiye’nin diğer yerlerine yapılan taşımacılık işlemlerinde katma değer vergisi hesaplanarak beyan edilmesi gerektiği tabiidir.

 

          - Serbest Bölgeler yurtdışı sayılamayacağından, 3218 sayılı Kanun gereğince kurulan ve serbest bölgelerde faaliyet gösteren “Serbest Bölge İşleticisi”ne Türkiye’den yapılan hizmetlerde ihracat istisnası kapsamında işlem yapılması ve söz konusu hizmetlerin katma değer vergisinden müstesna tutulması mümkün bulunmamaktadır.

 

          - Serbest bölgede faaliyet gösteren firmanın, yurt dışındaki firmalardan ithal edilip serbest bölgede depolanan malları yurt içindeki müşterilere satılmasına ilişkin olarak, yurt dışındaki firmalara verdiği müşteri bulma hizmeti vergiye tabi olmayacaktır.

 

          Öte yandan, Türkiye’deki firmalara yurt dışındaki satıcıların mallarının pazarlanmasında aracılık yapılması halinde hizmetten Türkiye’de yararlanıldığından, bu hizmetin katma değer vergisine tabi tutulması gerekmektedir. İthalat komisyonu olarak ortaya çıkan bu işlemden doğan verginin hizmetten yararlanan yurt içindeki firmalar tarafından sorumlu sıfatı ile beyan edilmesi gerekmektedir.

 

           - Serbest bölge içerisinde bulunan belediye arsasının serbest bölgeyi işletici şirkete satılması işlemi serbest bölgede gerçekleştiğinden katma değer vergisinden müstesnadır.

 

          - Türk Telekom A.Ş. tarafından yurt içinden serbest bölgeye verilen telekomünikasyon hizmetleri katma değer vergisi ve özel iletişim vergisine tabi olacaktır.

 

          Diğer yandan, Serbest bölge içerisinde faaliyet gösteren işletmeler tarafından bu bölge içerisindeki işletmelere verilen telekomünikasyon hizmetlerinin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-ı maddesi kapsamında değerlendirilerek katma değer vergisinden istisna tutulması gerekmektedir.

 

 

          - Serbest bölgede faaliyette bulunan şirkete ihraç edilen malzemelerin Katma Değer Vergisi Kanununun  11/1-a maddesi, bu malzemelerle ilgili olarak serbest bölge sınırları içerisinde ifa edilen montaj hizmetinin ise Kanunun 17/4-ı maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

          - Hacizli malların serbest bölge dahilinde satışında katma değer vergisi uygulanmayacaktır. Ancak satışın serbest bölge dışında yapılması veya bölge içerisinde satılan malların serbest bölgeden Türkiye’ye ithali halinde genel hükümlere göre katma değer vergisi uygulanacağı tabiidir.

 

          - Tecil – terkin uygulamasından yararlanılabilmesi için imalatın yurt içinde bulunan fabrikada yapılması ve imalatçı olma şartlarının taşınması gerekmektedir. İmalatın serbest bölgede yer alan şube fabrikasında yapılması ve oradan yurt içine getirilmesi ithalat hükmündedir. Bu durumda ithal edilen malların ihraç kaydıyla teslimi de mümkün olmayacaktır.

 

          - Serbest bölgede kurulu ihracatçı firmalarda çalışan personelin taşınması hizmetinin katma değer vergisinden istisna tutulması mümkün bulunmadığından bu hizmet karşılığında düzenlenecek faturalarda genel oranda katma değer vergisi hesaplanarak tahsil edilmesi gerekmektedir.

 

          - Serbest bölgeler gümrük hattı dışında olmakla beraber Türkiye siyasi sınırları içinde yer alan ancak yabancı ülke niteliği taşımayan yerler olduğundan, Türkiye’nin herhangi bir yerinden serbest bölgeye, serbest bölgeden Türkiye’nin herhangi bir yerine yapılacak taşıma hizmetlerine ait bedeller üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerekmektedir.

 

-  Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 50 nci maddesinde; “ Bölgede sigortacılık, nakliye acenteliği, gümrük komisyonculuğu, yeminli mali müşavirlik, serbest muhasebeci mali müşavirlik ve eksperlik gibi çeşitli hizmet faaliyetlerinde çalışmak isteyenler, Bölge Müdürlüğünden temin edecekleri "Giriş İzin Belgesi" ile bu hizmetleri yerine getirebilirler. “ açıklaması yer almaktadır.

 

Bu itibarla, yukarıda belirtilen hizmetlerin serbest bölgede ifa edilmesi ve Bölge Müdürlüğünden temin edilen giriş izin belgesinin bulunması halinde katma değer vergisi hesaplanmaması, hizmetlerin faaliyet ruhsatı, giriş izin belgesi olmadan yerine getirilmesi halinde, hizmet serbest bölge dışında ifa edilmiş sayılacağından katma değer vergisi uygulanması gerekmektedir.

 

 

4. Serbest Bölgelerle İlgili Damga Vergisi ve Harçlara İlişkin Uygulama Örnekleri

 

- 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’na  5084 Sayılı Kanunun 9’uncu maddesi ile eklenen Geçici 3’ncü maddesinin (c) bendinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemlerin 31.12.2008  tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olacağı hüküm altına alındığından, geçici 3’üncü maddenin yürürlüğe girdiği  06.02.2004 tarihi itibariyle serbest bölgede faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, bölgede gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak vergi dairelerine vermiş oldukları vergi beyannamelerinin damga vergisinden istisna edilmesi; 06.02.2004 tarihinden sonra serbest bölgede faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin vergi dairelerine vermiş oldukları vergi beyannamelerinin ise damga vergisine tabi tutulmaları gerekmektedir.

 

- 5084 sayılı Kanunun 9’ncu maddesiyle eklenen Geçici 3’ncü maddesinin (c) bendi söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği  06.02.2004 tarihine kadar (bu tarih dahil) bu bölgede  faaliyet ruhsatı almış olan gerçek ve tüzel kişilerin serbest bölgede gerçekleştirdikleri faaliyetler ile ilgili olarak bölge içinde ve dışında yaptıkları işlemlerin, 31.12.2008 tarihine kadar Tapu Harcı’da dahil olmak üzere her türlü vergi, resim ve harçtan istisna edilmesi gerekmektedir.

 

         

Buna göre; Serbest Bölgede faaliyet gösteren Kooperatifin 06.02.2004 tarihi itibariyle Serbest Bölgede faaliyet ruhsatı almış olması nedeniyle,  Kooperatif adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin olarak, yapılacak işlemler 3218 Sayılı Kanununa 5084 sayılı Kanunun 9’ncu maddesiyle eklenen Geçici 3’ncü maddesinin (c) bendi hükmü gereğince Tapu Harcından istisna edilmesi gerekmektedir.

 

 

 

 

 

Her Türlü Soru ve Sorunlarınız İçin:

 

Adres :  Cumhuriyet Bulvarı No : 7 Konak/İZMİR

 

Başkanlık Telefon Numaralarımız :

 

0 232 483 17 77

0 232 483 02 41

0 232 483 20 62

 

Fax No : 0 232 441 89 68

 

www.izmirvdb.gov.tr

 

e – mail : bilgiedinme@izmirvdb.gov.tr

 

 

Motorlu Taşıtlar Vergisi 1. Taksit Ödeme Dönemi Başladı.

Motorlu Taşıtlar Vergisi 1. Taksit Ödeme Dönemi Başladı.


Vergisini Zamanında Ödeyen Mükelleflere 1 Ocak 2018 Tarihinden İtibaren % 5 Vergi İndirimi Uygulaması Başladı.

Vergisini Zamanında Ödeyen Mükelleflere 1 Ocak 2018 Tarihinden İtibaren % 5 Vergi İndirimi Uygulaması Başladı.


Defter - Beyan Sistemi 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle açıldı.

Defter - Beyan Sistemi 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle açıldı.


PztSalÇarPerCumCmtPaz
12345
81112
131416171819
2122232526
2829
 

2001  2012  2013  2014  2015  2016  2017  2018  2048